Yaradan verdiği Bilinç ve Hayat yolu 

İnsan

Cennet – Adem ve Ava – Dünya üzerinde Yaşam Başlangıç Noktası olarak başlayalım!

Yasak meyve her zaman tatlı olacak bir kaide yok.  Her halükarda, Eski Ahit zamanından beri, ilk ruhsallaştırılmış İnsanlar Adem ve Havva’nın tarihi üzerinden bir yola çıkalım. 

Klaus Schwab covid-19 the Great Reset ideolojisini taşiyan grublar için mazeret üretmiyorum. Belki kötülük taşırlar diye hep birlikte düşünelim. Tabi Klaus ve arkadaşları kendi düşündüklerini özellikle saklamazlar. Ancak bir şeye karşı çıkmak için onların mantığını anlamak önemlidir ki onları da anlamaya çalışalım.

Diyelim ki vahşi yerlilere ulaştınız ve onları kendinize ve çevrenizdeki Dünyaya dair edebildiniz. Bir anda kendinizi daha eksiksiz hisettiniz.

Farkındalık seviyenizle tanıştırmaya karar verdiniz. Bu hislerinizi anlamanız için sadece iki yolunuz olacak: Birincisi – İtaat!    

Dış tabuların  yasakların kurulması yoluyla devam edelim. Nir çok teori Tarih içinde kayboldu ve nedeni tutarsızlığını kanıtlarıile. Tutarsızlığın kanıtları – ampirik – kişisel deneyim yoluyla farkındalığa ünlem ile odaklandınızda bir çok konular Doal yaşamda imkansız olduğunu görebiliyorsunuz. Kontrollü bir şekilde dış etkenlere deney yapmalarına ve kendi sonuçlarına varmalarına izin verdiniz.

İlk durumda farkındalık sayrsinde bilinç bu şekilde geliştirilemez sonuca vardınız. Olsa olsa, havuç ve sopayla eğitilmiş hayvanlar gibi, ihtiyacı anlamadan aptalca itaat edilecek duygu kapıldınız.

İkinci duygu çozülmeden kalır! Konu gelişmiyor…Düşünceler çağa ile koptu veTıkandınız!

Ve ya Özgür seçim yolu olarak düşünebilirsiniz. Hemen diğer duygu Yaratıcı ilkesi ortaya çıkar ve Serbest seçim baskın olarak öne çıkar.

Aksi takdirde “deney” olarak adlandırılamaz. Hiçbir şeyi yasaklamayın, aksine onları sıcak bir taşa dokunmaya davet edin! Nedeni sıcak olana dokunmanın acıttığını, yanıklara neden olduğunu anlasınlar. Buradaki mantık farklıdır, ancak bilinç, harici bir otoritenin önerisiyle değil, kendi deneyimiyle kaçınılmaz olarak genişleyecektir. Zira aşağısı mı yukarısı mı neresi anlamak mümkün değil… dibe ulaşmadan, acı çekmeden. Bunun, genç gezegenimizde yaşayan kabilelerle ilk “paleokontaktçılar” olan “tanrılar” tarafından seçilen yol olduğundan şüpheleniyorum.

Yaşı Bilinmeyenbirmalzemebuldunuz! Bu malzeme üzerinde yazı çizim veya anlam veremediğiniz bir motif… İlk düşünceleriniz ön plana çıkan fikir – “Uzaylılar” gelmiş ve ya havadan atmışlar ihtimali üzerinde odaklanabilirsiniz. Adı geçen konu oldukça açık ve hiçbir itraz inkar ve ya kanıt kabul bulan olmamış. 

Dünyamız üzerinde tüm kıtalarda bazı yaratılan objeler figürler kimler tarafından yapılmış ve hangi yıllarda yapılmış bilen ve ya bilgi bilinmiyor…Adı bilinmeyen ve eski kültürlerde benzer şeyler buluyoruz.

Dünyamız üzerinde medenyetler bir kereden fazla yeniden başlamış olmalı gerekliği düşünceler ile konu üzerinden uzaklaşırız.

Nedeni olası Yaradan “Tanrılar” çevremiz Harikalar Sırla kaplı işaretler ve Görünmeyen fakat hissedilen Güç lerle dolu Yarada’nin emrindeydiz hissi devamlı bizi Dinç ve ayakta tutar. Ve bugunlere kadar, görünüşe göre, küresel temsilcileri aracılığıyla bu ilkeyi takip ediyorlar. 

Hz Musa, halkını ve kendilerini Mısır pisliklerinden temizleme adına  Tanrı’nın Ahitlerini hatırlamak için yarım yüzyıl boyunca Tanrı’nın halkını çölde yönlendirmek zorunda kaldı. 

Sonraki Hz Musa Yeni nesiller ki bir süreliğine başarılı oldular. Hz Musa yaşadığı ortam ve Yerel yasaklar yolu ve güdümlü gerçek ve mecazi anlamda eğitim yönergeleri, bildiğimiz dolambaçlı tarihsel dönem için iyi bir şeye yol açtı. 

Aslında, bir medeniyet olarak, “yırtıcı” veya “sürü” olarak kalarak hayvan içgüdüleri tarafından yönlendirilmeye devam ediyoruz. Teknoloji ile maymun dan Evrimleşme yolculuğu Düiünen varlık olma yolumuza devam ediyoruz.. Bu yolculukta kendi türünden sömürü ve bencil manipülasyon, savaşlar, kendi türümüz ile genel düşmanlıklar yaratarak, anlık kâr düşünceleri, yıkıcı ahlaksızlıklar ve tutkular egemen olmaya devam ediyor. 

Hz Musa – Hz İsa’ – Hz Muhammet  önceki gibi. Dinler, ruhun “kurtuluşu” ilan edici misyonlarında tam bir kurtuluş yollu olarak kime dönemler başarılı kaldılar son yıllarda bir çok yenilikler özellikle telefon televiziyon bilgisayar cep telefonu uzay teknolojiler İnsanı daha güçlü kılacağını düşünülmüştü… 

İnsanlar görüntülü telefon televizyon ve bir çok yeniliklerle Yaradan Psikolojisinden kopma noktasına doğru gitmekte.  

Önce olduğu gibi, Yüce Olan’ın ne olduğunu ve tek bir kozmik ve ebedi Bütün’de kendi ölümlü varoluşlarının ne anlama geldiğini anlamıyorlar. Farkındalık kıvılcımları yalnızca yalıtılmış, kararsız bireyleri ziyaret etmeye devam ediyor. Son yılların teknolojik gelişmeleri Çağdaş “Ana akımda” hemen söndürülürler ve daha da fazlası yolu aydınlatma yerine İnsanı Tüketici varlığa sürüklemekte.

Materyalist bilim bizi bütünün vizyonundan uzaklaştırdı, bir kâr aracına dönüştürdü… ve Gerçeğe saygısızlık. İlahi-doğal olan her şeyi yapay bir versiyonla değiştirmeye koyuldum. Yaradan’ın Takdirinden gittikçe uzaklaşıyoruz. Kimsenin sağlığını iyileştirmedi.

En iyi ihtimalle insanları duyarsız biyorobotlara dönüştürüyor. Hayali, empoze edilen “faydalar” ve kolaylıklar yoluyla tembelliği şımartır.

Sonuçlarını düşünmeden. Beşiğimizi – biyosferi hızla yok ediyoruz ve daha da hızlı, ruhsal ve ahlaki olarak düşüyoruz.

Eğitim, emek kaynaklarını damgalamak için bir taşıma bandı haline geldi… sömürü için bir nesne. Üstelik yukarıdakilerin tümü, bizim de gördüğümüz gibi, sosyo-politik veya devlet sisteminden bağımsız olarak her yerde oluyor. İnsanlık serbest düşüşte.

Birinin bu tezi çürütmesini isterdim, tartışırdım! Şimdi küreselcilere dönelim – “transhümanistler”.

Düşüşü dibe getirin, sınıra kadar hızlandırmaya çalışın. Saçmalık ve bozulma ancak aşırıya kaçıldığında ortaya çıkar.

Muhtemelen, daha sonra, sıfırdan, artık birinin emriyle değil, kendi deneyimleriyle, insanlığın özünü – yaşamının ve sonsuzluğunun en yüksek anlamını – bulmak için başka bir fırsatı olacağını umuyorlar.

Bir önceki gurur ve simülasyon Kulesi Babil’in kalıntıları üzerine olmasa bile, bir Işık Tapınağı inşa etmek imkansızdır.

Yüksek İrade olmadan hiçbir şey tesadüfen olmaz.

Şeytanın bile kendi sıhhi rolü vardır. Görünüşe göre, gelişen ve iyi bir şeye yol açmayan geleneksel temelleri yok ettiklerini iddia ediyorlar.

Aile, eğitim, özel mülkiyet, tıp, bilim, devletleri siyaseti ve hukukuyla…

Zaten her şey krizde.

Başka bir deyişle, kriz yoluyla – arınmaya mı? Ancak, kendimize izin verdiğimizden düşüyoruz. Yüksek zihnin hedef belirlemesi hakkındaki versiyon açıkça ilginçtir.

Ama belirsiz şüpheler beni rahatsız ediyor… Hem nükleer enerjiyi hem de CRISPR/CAS9 teknolojisini büyük ölçüde sorumsuz insanlığın eline verdikten sonra, yanmanın hedef belirlemeyi değiştirmek için yeterli bir gerçek olması beklenebilir mi? Aslında, her iki teknoloji de en azından akıllı yaşamı yok edebilir.

Ve hayatta kalanlar varsa, o zaman bir neslin ömrünün en kısa aralığında bile bozulma, medeniyet kalıntılarını en ilkel seviyeye atacaktır. Amaç bu mu?

Ölürsen yeniden başlarsın ve her şey eskisi gibi tekrar eder…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s